www.muhacirinsesi.com

10 Aralık 2018 Pazartesi

www.kanal34.tv

“Yenipazar Sancağı'nın Dünü Bugünü Yarını”

yenipazar-sancaginin-dunu-bugunu-yarini

Prof Dr. Enes Pelidija İstanbul'daydı...
21 Haziran 2016 Salı 01:58

 Dr. Mehmet Akif GÖĞÜSGEREN

Bosna Sancak Akademik Kültür ve Tarih Vakfı'nın düzenlediği kültür ve tarih konulu toplantılardan yedincisi 28 Mayıs Cumartesi günü Marmara Üniversitesi Sultanahmet Yerleşkesi'nde Ord. Prof Dr. Nihad Sayar konferans salonunda yapıldı.

​Saraybosna Üniversitesi Felsefe Fakültesi öğretim üyelerinden Osmanlı Dönemi Bosna Tarihi uzmanı Prof. Dr. Enes Pelidija'nın konuşmacı olarak katıldığı konferansın konusu "Yenipazar Sancağı'nın Dünü Bugünü Yarını" idi. Çok sayıda seçkin konuğun katıldığı konferansı tarihçi Prof. Dr. Aydın Babuna yönetti. BSA Kültür ve Tarih Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Hüseyin Gül'ün açılış konuşması ile başlayan konferans 1883 yılında yapılmış konferans salonunun buram buram tarih kokan ortamında gerçekleştirildi. Pelidija yaklaşık 2 saat süren bir konuşma yaptı. Ardından soru- cevap bölümüne geçildi.

Aynı zamanda Enes Pelidija hocanın  öğrencisi de olan tarihçi Jahja Muhasilović'in çevirmenliğini üstlediği toplantı, Türkiye'nin değişik yörelerinden gelen konukları, konukların yaptıkları katkılar ile de belleklerde yer edindi.



 

İlerleyen satırlarda size konferans konuşmasından alıntıladığım kısa bölümler sunacağım :

 

 

“ Bağımsız bir devlet olarak kurulduğu 1299 yılından, XVII. Yüzyıl başına kadar geçen sürede, Osmanlı Beyliği önce bölgesel, sonra da bir dünya imparatorluğuna dönüştü. İmparatorluğun; gücünün zirvesinde olduğu XVI. Yüzyılın ortalarında, toprakları üzerinde 350 Sancak ve 40 Eyalet yer almaktaydı. Topraklarını sürekli olarak kaybeden Osmanlı İmparatorluğu'nun son döneminde sancakların sayısı ileri derecede azalmıştı.

 

TBMM hükümeti 20 Ocak 1921 tarihli Teşkilat-ı Esasiye ile, Sancak ismi ile anılan askeri-idari birimleri ortadan kaldırdı. Bu isimle varlığını sürdüren tek sancak, bugünkü Türkiye-Suriye sınırındaki ve daha çok İskenderun ismi ile bilinen Alexandrette Sancağı idi. Böylece bugün dünyada ismi büyük harfle yazılan tek bir Sancak, yani Yenipazar Sancağı kalmış olup, bu bölge Boşnak halkının en önemli tarihsel ve jeopolitik alanlarından biridir. Bugün Sancak denilince, herkes bununla Yenipazar Sancağı’nın kastedildiğini bilmektedir.

 

Yenipazar Sancağı coğrafyası 8.687 km2’’lik bir alanı kapsamaktadır. Onun sınırları içinde, Sırbistan topraklarında; Yenipazar (Novi Pazar), Sjenica, Tutin, Prijepolje, Priboj, Nova Varos gibi şehirler, Karadağ topraklarında ise Rozaje, Plav ve Gusinje, Bijelo Polje (Akova ), Plevlja (Taşlıca) ve Berane şehirleri yer almaktadır.

 

1991 yılına ait resmi nüfus sayımına göre o yıl Sancak sınırları içinde 450.000 kişi yaşamaktaydı. Bunların % 57’si Boşnak, kalan % 43’ü ise Sırp, Karadağlı, Arnavut ve diğerlerinden oluşmaktaydı. 2003 yılında yapılan yeni sayımda nüfusun hissedilir biçimde azaldığını görüyoruz. Bunun temel nedeni, ex Yugoslavya’da XX. yüzyılın son on yılında sürdürülen savaşlardır. Tüm etnik gruplara mensup kişi ve ailelerin içinden, ama özellikle Boşnak halkının içinden çok sayıda kişinin göç sebebi bu savaşlardır. 2003 yılına ait nüfus sayımının tasnif edilmiş sonuçlarına göre, Sancak sınırları içinde 393.223 kişi yaşamaktadır. Bunun 235.567 kişisi Sırbistan topraklarında, 156.656 kişisi ise Karadağ topraklarında yaşamaktadır. XX. Yüzyılın son 10 yılında ve XXI. Yüzyılın ilk on yılında yaşanan büyük göçlere rağmen, Boşnaklar Sancak’ta hala % 51,41’lik nüfus oranı ile mutlak çoğunluğu oluşturmaktadırlar. Boşnaklar; Sancağın Sırbistan tarafında nüfusun % 56,94’ünü, Karadağ tarafında ise nüfusun % 37,92’sini oluşturmaktadırlar.

 

Raska merkezli Orta Çağ Sırp Devleti’nin embriyonunun, Orta Çağda Sancak coğrafyasında oluştuğunu kimse inkar etmemektedir. Diğer taraftan; Sancak’ın belli bölgelerinin 1373 yılında itibaren, dönemin Orta Çağ Bosna Devletinin (1377 yılından itibaren Bosna Krallığı’nın) sınırlarına dahil olduğu gerçeği de çoğunlukla geçiştirilir. Bu bölgeler; bugünkü Priboj, Prijepolje ve Pljevlja kentlerinin kapsadığı bölgedir.

 

Bosna Krallığı’nın 1466 yılında fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmet’in fermanı ile aynı yıl Bosna Sancağı kurulmuştur. Bu kararla birlikte, o güne değin fethedilen, bugünkü Kosovska Mitrovica yakınlarındaki Zvečan’den, Orta Çağ Bosna Krallığı’nın doğu sınırlarına kadar ki bölgeler de, yeni kurulan Bosna Sancağı’na dahil edildi. Takip eden yıllarda, Osmanlılar bugünkü Sancak topraklarından araziler fethettikçe bunları önceleri Bosna Sancağı’na, ancak 1470 yılından itibaren yeni kurulan Hersek Sancağı’na dahil ettiler. Bu idari yapılanma 1580 yılında kurulan Bosna Eyaleti’nin kuruluşuna kadar devam etti.

 

Osmanlı yönetimi Bosna Eyaleti’ne bağlı ayrı bir idari-askeri birim olarak Yenipazar Sancağı’nı oluşturmuştur. Bu Sancak’ın tüm toprakları bahsi geçen dönem boyunca Bosna Eyaleti sınırlarına dahildi. Bu dönem, Yeni Pazar’ın XVI. yüzyıl başlarında Güneydoğu Avrupa ülkeleri içindeki, en büyük ve en gelişmiş şehirler arasında sayıldığı, Pljevlja’nın (Taşlıca’nın) 1576’dan, 1833 yılına dek, yani 257 yıl boyunca Hersek Sancağı’nın başşehri olduğu dönemdir.Aynı şekilde bu dönem, Sancak’ın diğer yerleşim yerlerinde  çok sayıda dini, dünyevi eserlerin inşa edildiği bir dönemdir. Onlar yalnızca inşa edildikleri ortamların tarihi, kültürel miraslarının nadide mücevherleri değil, aynı zamanda bölgesel üne de sahip anıtlardır. Sancak’taki bu miras, Sancak’ın Bosna’ya dahil olduğu 1463 yılından, 1877 yılına kadar ki 414 yıllık süre boyunca oluşmuştur. Bu olgular, Sancak halkı ve coğrafyasının kesintisiz biçimde 4 asırdan uzun bir süre Bosna’ya bağlı olduğunu göstermektedir. Daha önce belirtildiği üzere, Sancak’ın bazı bölgelerinin Ortaçağ Bosna Devleti’ne 1373 yılından itibaren dahil olduğu düşünülürse Sancak’ın Bosna ile beraberliği 505 yıllık bir süreye uzamaktadır. Bu gerçeklere dair bilinenler de, yazılanlar da sınırlıdır.


Aynı şekilde, nam-ı diğer Bosna Ejderi, Husein Kapetan Gradaščević’in önderliğindeki Bosna’da otonomi hareketi günlerindeki Yeni Pazar Sancağı hakkında yazılanlar da sınırlıdır. Bosna Eyaleti’nin diğer bölgelerinde olduğu gibi, Boşnakların bu otonomi mücadelesinin Sancak’taki yankıları da büyük oldu. 1831 ve 1832 yılları boyunca süren bu otonomi mücadelesine Sancak’tan da bir çok önde gelen Boşnak katılmıştır. Husein Kapetan’ın Ordusu Bosna’dan, Sancak üzerinden Kosova’ya doğru giderken, Sancak’ta askerlik çağına gelmiş çok sayıda Boşnak onlara katılmıştır. Bazı bilgilere göre bunların sayısı 4.000 e kadar çıkmaktaydı

 

Yenipazar Sancağı’nın; Berlin Kongresi’nin düzenlendiği 1878 yılında, dönemin Bosna Vilayeti sınırları içerisinde yer almaması gerçeğinden ötürü, Sancak, Bosna Hersek gibi Avusturya-Macaristan Monarşisi’nin “geçici” yönetimine teslim edilmedi. Buna rağmen, Sancak coğrafyasından Müslüman ve Ortodoks birçok insan Bosna’yı savunmak için Bosna’ya gitmiştir.

 

Berlin’de, diğer konuların yanı sıra, Yenipazar Sancağı’nın kaderi hakkında da konuşmuş, müzakere etmişlerdir. Berlin Kongresi Anlaşması’nın XXV.nci maddesine göre Yenipazar Sancağı da kısmen Bosna Hersek’in kaderini paylaşmıştır. Büyük Avrupa güçlerinin kararı ve Osmanlı İmparatorluğu’nun mutabakatına göre, Yenipazar Sancağı topraklarında, Osmanlı’nın sivil ve askeri yönetiminin yanı sıra, 4.000-5.000 Avusturya-Macaristan subayı ve askeri konuşlanacaktı. Yerli ahalinin tüm karşı koymalarına rağmen, Berlin Kongresi Kararları 1879 Eylül’ünde hayata geçirilerek, Avusturya-Macaristan garnizonları Pljevlja, Priboj, Prijepolje’de konuşlandırıldı. Bu garnizonlar, Avusturya-Macaristan’ın Bosna Hersek’i ilhak ettiği 1908 yılına kadar yerlerinde kalsalar da, ilhak ile birlikte geri çekildiler. Osmanlı sivil ve askeri yönetimi ise, 3 yıl daha yerlerinde kaldı. I.Balkan Harbi sırasında, 1912 yılı Ekim’inde Sırbistan Krallığı ve Karadağ Krallığı’na bağlı silahlı kuvvetler Yenipazar Sancağı topraklarını ele geçirerek aralarında paylaştılar. Bu paylaşım, bu devletlerin 1913 yılında Belgrat’ta imzaladıkları anlaşma ile resmileşmiştir. O tarihte Sırbistan Krallığı ile Karadağ Krallığı arasında belirlenmiş olan devlet sınırı değişmeden bu güne kadar gelmiş, bugün Sırbistan Cumhuriyeti ile Karadağ Cumhuriyeti arasındaki devlet sınırıdır.


Bu dönemde Sancak’taki Boşnaklar tarihlerindeki en büyük soykırımlarından birini daha yaşadılar. Tugay Komutanı Avro Cemović komutasındaki Karadağ ordusu, Plav ve Gusinje’yi ele geçirdiği 1913 yılının Şubat’ından Mayıs’ına kadar geçen sürede, yerli Boşnak halkından binlerce kişiyi katlettiler. Bazı verilere göre bu sayı 8.000 civarındaydı. Bununla yetinmeyen Avro, muhtemelen, Karadağ Krallığı’nın yetkililerinin de mutabakatı ile geriye kalan 12.000 Boşnak’ın da zorla Hıristiyanlaştırılmasını emretti. Tüm bunlar, diğer uygulamalar gibi, kaba ve zalimce uygulandı. Bu uygulamadan, ancak konunun basında yer almasından ve batılı ülkelerin müdahalesinden sonra geri dönüldü ve nüfusun tamamı yeniden İslam’a döndü. Balkan savaşlarından sonraki 1912-1914 yılları arasındaki dönemde, Sancak Boşnaklarının on binlercesi, buraları terk ederek, halen Osmanlı İmparatorluğu’nun kontrolündeki bölgelere göç etti. Bugüne kadar derlenen bilgilere göre Sancak’ın Sırbistan’ın kontrolündeki bölümünden 40.000 kişinin üzerinde, Karadağ Krallığı’nın kontrolündeki bölgeden de 16.750 Boşnak’ın göç ettiği ya da sürüldüğü bilinmektedir.

Bu arada, Belgrat ve Cetinje arasında, 1913 yılında Belgrat’ta belirlenmiş olan devlet sınırı, ilk başlarda ancak I. Dünya Savaşı’nın başlangıcına kadar yürürlükte kaldı. Savaşın başında bu coğrafya Avusturya-Macaristan İmparatorluğu tarafından işgal edildi. Bu savaş koşullarında, Mehmet Paşa-Bajrovic’in girişimi ile, 8-25 Ağustos 1917 tarihleri arasında, Sjenica’da, Sancak’ın ileri gelenlerinin katılımı ile bir toplantı düzenlendi. Sancak’ın en itibarlı şahsiyetleri o toplantıda, I. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru, Avrupa’daki siyasal gerçeklik doğrultusunda, Sancak’ın geleceği ve statüsü konusunda istişare edip, konuyu tartıştılar. Son Pljevlja (Taşlıca) paşasının başkanlığında yapılan toplantıda alınan karara göre, Sancak’ın Bosna ile birleşmesi talep edildi. Alınan karara göre, eğer bu mümkün olmazsa, kurulacak devletin içinde Sancak’ın bir bütün olarak otonom olması talep edildi. Bu kararlar yüzünden bu toplantıya katılanların tamamı, yeni kurulan Sırp-Hırvat-Sloven Krallığı devletinde büyük ihanet suçlaması ile yargılandılar. Tüm bu süreç, Kral Aleksandar I Karadjordjevic’in 17 Şubat 1921 tarihli emri ile bitirilmiş, yargılananların tamamı tüm suçlamalardan azat edilmişlerdir. Bu olay da Sancak’ın tarihinde araştırılmayı bekleyen konulardan biridir.

 

İki Dünya Savaşı arasındaki dönemde, Sancak idari olarak birkaç “župa” ve daha sonraları banlıklara bölünmüştü.  Ne var ki onların yaşattıkları acılar da, güney slavlarının (Yugoslavya Krallığı’nın -ç.n.) yeni kurulan devletinin ilk aylarından itibaren, hiç eksik olmadı. Sancak Boşnakları üzerinde o dönemde sayısız katliamlar uygulandı. Tarım reformu adı altında arazilerine el konulmasının yanı sıra, yerlerinden sürmek ve korkutmak amacıyla çok sayıda Boşnak öldürüldü. Sancak Boşnaklarının, 1919 Ağustos’unda saygın Sırp siyasetçisi Ljubo Davidovič’ e yazdıkları “Memorandum” konu hakkında detaylı bilgi sunmaktadır. Onlar bu memorandum ile yeni iktidarın temsilcileri olarak ondan koruma  talep ettiler. Sundukları verilere göre, o güne kadar, Sancak’ ta 194 Boşnak köyü saldırıya uğramış, soyulmuş, 1300 Boşnak öldürülmüş ve dönem parası ile 20 Milyon Dinar maddi zarara uğratılmışlardır. Ancak tüm bu acılar, katliamlar, zorbalıklar, Sancaklıların çoğunu, doğup büyüdükleri yerlerinden söküp atamamıştır. Onlar zaman içinde birçok alanda organize olarak, hayatta kalmaya çalışmışlardır. Başta “ JMO” (Yugoslav Müslüman Organizasyonu-Partisi ) ve “Džemiyet” (Cemiyet) olmak üzere, yeni kurdukları siyasi partileri, kültür eğitim derneği “Gayret” ve daha bir çok kültür, eğitim, spor vb. alanlardaki kurumları ile, hem Sancak’ a dair anıları, hem de Sancak’ın birliğini korumaya çalışmışlardır. Bu yüzden 1941 Nisan’ında Yugoslavya Krallığı’nın yıkılışı ve yeni düzen için ayaklanmanın başlamasından sonra, bu coğrafyada Sancak’ın otonomisi ile ilgili ideallerin yeniden canlanması bizi şaşırtmamaktadır.

 

Ne var ki, bir kişi bu alanda farklı biçimde öne çıkmaktadır. Bu kişi Rifat Burdžević-Tršo’ dur. Tršo, Sancak’taki halk ayaklanmasının önderlerinden biri ve KPJ’nin (Yugoslavya Komünist Partisi)  Karadağ,  Boka Kotorska  ve Sandžak Bölge Komitesi’nde eğitim sorumlusuydu. Bu demektir ki, Sancak, antifaşist mücadelenin ilk günlerinden itibaren, Balkan Savaşlarına kadar ki süreçte olduğu gibi, tek bir bölge olarak kabul edilmiştir. Rifat Burdžević-Tršo; 5 Haziran 1942 tarihinde, Üçüncü Sancak Proleter Tugayı oluşturulduğunda, parti yönetiminin kararı ile, 16 Haziran 1942 günü tugayın siyasi işlerinden sorumlu komiser yardımcılığına getirildi. Bu görevi ifa ettiği dönemde, üçüncü Sancak Proleter Tugayı Komutanı Vladimir Kneževič -Volodja ve tugayın dördüncü tabur komutanı Tomaš Žižič ile birlikte Mrkonjič Grad yakınlarındaki Trnovo Köyü’nde 02.10.1942 günü, çetnikler tarafından yakalandılar. Derhal infaz edildiler ve bedenleri kötü nama sahip Grujič Mağarası’na atıldı.

 

Takip eden dönemde, Kurtuluş Savaşı’nın güçlenmesi ile beraber, tüm ülke sathında olduğu gibi, Sancak’ ta da, partizan birliklerinin sayısı artmaktaydı. Savaş sırasında, tüm antifaşistler Sancak’ı tek bir bölge olarak görmekteydiler. Diğer taraftan, işgal güçleri, ama özellikle işbirlikçi çetnik çeteleri,  Sancak’taki  Müslüman  halk üzerinde sayısız savaş suçları işleyerek, onu tamamen yok etmeye çalışmışlardır. Bunun en belirgin örneği, 1943 yılı Ocak ve Şubat aylarında Pljevlja, Čajniče ve Foča arasındaki bölgede kalan Bukovica’nın 57 köyünde yaşandı. Aynı dönemde Sancak’taki Boşnak halkı üzerinde uygulanan büyük katliamlardan biri Bihor’da işlendi. Bu dönemde 1943 Ocak- Şubat’ında Bukovica ve Bihor’da 6000’in üstünde Boşnak’ın öldürüldüğü tahmin edilmektedir. Bu ve buna benzer olaylar yüzünden,  2-3  Mart 1943 tarihlerinde, Pljevlja, Čajniče, Prijepolje, Bijelo Polje, Priboj, Nova Varoš ve Sjenica ‘nın ileri gelenleri, Prijepolje’ de toplandılar. Toplantıda Draža Mihailović’in çetnik çeteleri tarafından Sancak’ ın Müslüman halkı üzerinde uygulanan soykırımlar kınandı ve kamuoyunun bilgisine sunuldu. Bu bildiri içeriğinde,  işgal kuvvetlerine dönük sempatiyi çağrıştıracak hiç bir ibare olmadığı halde, bu kararı imzalayanlardan bir çoğu, 1945 yılından sonra, yeni komünist idare tarafından tutuklanmış ve idama mahkum  edilmişlerdir.

 

Sancak bölgesinde, işgal güçlerine ve işbirlikçi çetelere karşı, Sancak halkının antifaşist mücadelesi de devam etti. Sancak ile ilgili; onun ayrı ve tek (bütün) bir bölge olduğuna dair düşünce genel kabul görüyordu. Bu düşünce, 20-21 Kasım 1943 günlerinde, Pljevlja’da toplanan kurucu ZAVNOS kongresinde (Zemaljsko Antifašističko Vijeće Narodnog Oslobođenja Sandžaka - Sancak Bölgesel Antifasist Halk Kurtuluş Meclisi) daha belirgin olarak ortaya çıkmıştır. ZAVNOS’un çalışmalarına Sancak’ın beş bölgesel merkezinden 263 delege katılmıştır. Bu ZAVNOS toplantısında, ZAVNOS meclisini temsil etmek üzere 62 temsilci seçildi.

 

Bu dönemde bazı NOP ( Narodno Oslobodilački Pokret – Halk Kurtuluş Hareketi)  yönetici ve komutanlarının, ZAVNOS’un bir an önce dağıtılması ve Sancak’ın otonomisine dair fikirlerinin söndürülmesi yönündeki ahlaksız oyunları başlamıştı bile. İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda bunda başarılı da oldular. 29 Mart 1945 günü Yenipazar’ da toplanan II. ZAVNOS ( Zemaljsko Antifaşističko Viječe Narodnog Oslobodjenja Sandžaka – Sancak Bölgesel Antifaşist Halk Kurtuluş Meclisi ) kongresinde; Milovan Đjilas, Moše Pijade ve Voja Lekić’in girişimleri ile ZAVNOS’un dağıtılmasına karar verildi.

 

Sancak halkı, ZAVNOS’ un kuruluşuna ve onun antifaşist rolüne verdiği önem, bu olayın hatırasına duyduğu saygı yüzünden, 20 Kasım tarihini ‘’Sancak Günü’’ olarak kabul etmiştir. “

 

Burada Prof Dr. Enes Pelidija'nın 28. Mayıs günü yapmış olduğu 2 saati aşan konuşmadan kısa bölümler sunduk. Konuşmanın tamamı  ya da diğer bir deyişle soykırım, katliam, sürgün göç ve mücadele ile yaşanmış ve yaşanmakta olan Sancak tarihi, Bosna Sancak Kültür ve Tarih Vakfı tarafından kitapçık haline getirilmiştir. Türkçe ve Boşnakça iki dilli olarak basılan kitapçıkta adı geçen yörelerin fotoğrafları ile birlikte konuşmanın tüm detaylarını bulabilirsiniz.

 



Haber okunma sayısı: 1358

Yazdır

YORUM EKLE

Yorum Başlığı

Yorum

YORUMLAR

  • Bu habere henüz yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun.

DİĞER HABERLER

sancakta-erdogan-bayrami

Sancak'ta Erdoğan Bayramı

27 Haziran 2018 Çarşamba 23:55
zukorlic-cestitao-erdoganu

Zukorlic cestitao Erdoganu

27 Haziran 2018 Çarşamba 23:31
novi-pazar-ligden-cekildi

Novi Pazar ligden çekildi

29 Kasım 2017 Çarşamba 18:08
bosnaklar-bayrak-gununu-kutladi

BOŞNAKLAR “BAYRAK GÜNÜ”NÜ KUTLADI

17 Mayıs 2017 Çarşamba 16:02
kolektivni-sunet

‘Kolektivni sunet’

28 Ağustos 2016 Pazar 22:09

ÜLKE GÜNDEMİ

DEV İŞ BİRLİĞİ PROTOKOLÜ ANLAŞMASI

01/03/2018 tarihinde gündüz saatlerinde Türk Kızılayı, Bosna Merhamet Kurumu ve Bosna Sancak Derneği arasında

Bosna Savaşı Hakkında Çekilmiş 10 İyi Film

İşte Bosna Savaşı Hakkında Çekilmiş 10 İyi Filmin Listesi

Sarik Tara iz Istanbula, ali porijeklo ne zaboravlja

Šarik Tara iz Istanbula, potomak nikšićke porodice Mekić, stigao do Forbsove liste, ali porijeklo ne zaboravlja

‘’ Dernekler Siyasetin hiç bir yerinde olmamalı ''

Muhacirin Sesi Haber Sitesi Yazı İşleri Müdürü, Gazeteci Hicran Zafer Ertül’den bomba gibi röportaj.

Örnek alınası bir hayat

Bir ulusun lideri ama aynı zamanda bir düşünür. Hayatı mücadelelerle geçmiş, her şeye rağmen

ÇOK OKUNANLAR

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

  • Haber bulunamadı

İSTANBUL - HAVA DURUMU

ISTANBUL